Son yıllarda küresel ticaret, yalnızca yön değiştiren değil, aynı zamanda yeniden tanımlanan bir yapıya dönüşmektedir. Pandemi sonrası kırılganlıkların devam ettiği, jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde lojistik artık yalnızca bir operasyon değil; stratejik bir karar alanı haline gelmiştir.
Bugün sektörün karşı karşıya olduğu temel soru, en kısa veya en ucuz rota değil; en dayanıklı, en esnek ve en yönetilebilir lojistik sistemin nasıl kurulacağıdır.
Bu arayış, intermodal taşımacılığı ve alternatif koridorları gündemin merkezine taşımıştır. Özellikle Orta Koridor, son yıllarda artan ilgiyle birlikte Avrasya taşımacılığında önemli bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.
Ancak burada kritik bir ayrım yapılması gerekmektedir:
Orta Koridor, çoğu zaman yalnızca bir altyapı projesi olarak değerlendirilse de sahadaki gerçeklik bunun çok ötesindedir. Bu koridor; farklı ülkelerin, farklı sistemlerin ve farklı operasyonel dinamiklerin bir araya geldiği kompleks bir yapı sunmaktadır. Dolayısıyla mesele yalnızca altyapı değil; bu yapının nasıl yönetildiği, nasıl koordine edildiği ve nasıl işletildiğidir.
Türkiye ise bu sistemin yalnızca bir parçası değil; doğru strateji ile hareket edildiğinde, bu çok katmanlı yapının merkezinde yer alabilecek bir ülkedir.
Bu çerçevede, İş Dünyası ve Hukuk Derneği Lojistik Komitesi Türkiye Genç Lideri olarak başlattığımız bu röportaj serisinin ilkinde; Logitrans Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cihan Sünel ile, kriz dönemlerinde lojistik yönetimi, intermodal taşımacılığın gerçek potansiyeli ve Orta Koridor’un operasyonel gerçekliğini ele aldık.
Küresel lojistik ağları, son yıllarda ciddi bir yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Geleneksel taşıma hatlarının kırılganlıklarının ortaya çıkması, şirketleri yalnızca maliyet ve hız odaklı kararlar almaktan uzaklaştırmış; bunun yerine risk yönetimi, rota çeşitliliği ve operasyonel dayanıklılık kavramlarını ön plana çıkarmıştır.
Bu süreçte Orta Koridor, artan jeopolitik belirsizlikler ve alternatif arayışları ile daha fazla gündeme gelmiştir. Ancak Asya Kalkınma Bankası'nın (ADB) CAREC Middle Corridor Assessment raporunda da belirtildiği üzere, koridorun taşıma hacmi son dönemde artış gösterse de Avrasya ticaret akışları içerisindeki payı hâlen oldukça düşük seviyededir. Bu durum, hattın Avrasya taşımacılığı içindeki ölçeğinin henüz sınırlı kaldığına işaret etmektedir.
Bu durum önemli bir soruyu beraberinde getirmektedir:
Orta Koridor gerçekten yeni bir lojistik devrim mi, yoksa henüz operasyonel olarak olgunlaşmamış bir potansiyel mi?
Logitrans Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cihan Sünel ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide; Türkiye’nin karayolu taşımacılığındaki güçlü konumunu, intermodal taşımacılığın sahadaki gerçekliğini ve Orta Koridor’un güçlü ve zayıf yönlerini, operasyonel bakış açısıyla değerlendirdik.
1. Son dönemlerdeki jeopolitik gelişmeler Türkiye'nin uluslararası karayolu taşımacılığındaki rota ve transit süre yönetimini nasıl etkiledi?Cihan Sünel: Son yıllarda yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki güvenlik sorunları, Kızıldeniz ve Süveyş hattında yaşanan krizler ile bölgesel siyasi gelişmeler uluslararası taşımacılık koridorlarında önemli değişikliklere neden olmuştur. Türkiye’nin lojistik sektörü de bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle karayolu taşımacılığında bazı geleneksel güzergâhların kullanımının zorlaşması, alternatif rotalara yönelimi artırmış; bu durum transit sürelerinde uzamalara, maliyet artışlarına ve operasyonel planlamanın daha dinamik hale gelmesine neden olmuştur. Bununla birlikte Türkiye’nin Avrupa, Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu arasında doğal bir lojistik merkez olması, kriz dönemlerinde ülkemizin stratejik önemini daha da artırmıştır. Türk taşımacılık sektörü, esnek operasyon kabiliyeti ve hızlı adaptasyon yeteneği sayesinde bu süreçte önemli bir direnç göstermektedir.
2. Intermodal taşımacılığın ve Orta Koridor'un bu süreçteki pozisyonunu nasıl değerlendirirsiniz?Cihan Sünel: Jeopolitik gelişmeler, intermodal taşımacılığın artık bir alternatif olmaktan çıkıp stratejik bir gereklilik haline geldiğini göstermektedir. Karayolu, demiryolu ve denizyolunun birlikte kullanıldığı intermodal sistemler hem operasyonel riskleri azaltmakta hem de sürdürülebilir lojistik hedeflerine katkı sağlamaktadır. Bu noktada Orta Koridor, Türkiye açısından yalnızca bir transit güzergâh değil, aynı zamanda bölgesel ticaretin geleceğini şekillendirecek stratejik bir koridordur. Çin’den Avrupa’ya uzanan bu hatta Türkiye’nin merkez konumu önemli bir avantaj sunmaktadır. Ancak Orta Koridor’un gerçek potansiyeline ulaşabilmesi için sınır geçişlerinin hızlandırılması, demiryolu altyapısının güçlendirilmesi, dijital gümrük uygulamalarının yaygınlaştırılması ve ülkeler arası koordinasyonun artırılması büyük önem taşımaktadır.
3. Alternatif rota arayışları gündeminize ne ölçüde girdi, bu kapsamda şirketinizin geliştirdiği stratejiler var mıdır?Cihan Sünel: Alternatif rota planlaması artık olağanüstü dönemlere özgü bir uygulama değil, sektörün günlük operasyon yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Taşımacılık firmaları tek bir güzergâha bağımlı kalmak yerine farklı koridorları eş zamanlı değerlendirmekte; intermodal çözümleri daha fazla kullanmakta ve dijital takip sistemleriyle operasyonlarını anlık olarak yönetmektedir. Logitrans Lojistik olarak biz de uluslararası platformlarda üyelerimizin karşılaştığı sınır geçiş sorunlarının çözümü, transit belgeleri, geçiş kotaları ve yeni koridorların geliştirilmesi konusunda kamu kurumları ve uluslararası kuruluşlarla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz.
4. Müşteri tarafında bilhassa teslimat süreleri, maliyet hassasiyeti ve alternatif taşıma modlarına yönelim konusunda talep yapısı değişti mi?Cihan Sünel: Kesinlikle değişti.
Eskiden maliyet öncelikli değerlendirmeler yapılırken bugün teslimat güvenilirliği, operasyonel süreklilik ve risk yönetimi en az maliyet kadar önemli hale gelmiştir. Yük sahipleri artık tek bir taşıma modeli yerine farklı taşıma modlarının birlikte kullanılabildiği esnek çözümleri tercih etmektedir. Özellikle intermodal taşımacılık hem çevresel sürdürülebilirlik hem de operasyonel güvenlik açısından daha fazla talep görmektedir. Ayrıca dijital izlenebilirlik, gerçek zamanlı bilgi paylaşımı ve tedarik zincirinin görünürlüğü de müşterilerin öncelikli beklentileri arasında yer almaktadır.
5. Yakın geleceğe bakıldığında Türkiye'nin karayolu taşımacılığındaki rolü sizce nasıl evrilecek? Bu jeopolitik ortam Türkiye için daha çok risk mi içeriyor yoksa yeni fırsatlar mı ortaya koyuyor?Cihan Sünel: Jeopolitik gelişmeler elbette önemli riskler barındırmaktadır. Ancak doğru politikalar ve güçlü altyapı yatırımlarıyla bu riskler Türkiye açısından önemli fırsatlara dönüşebilir. Türkiye; Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasındaki stratejik konumu sayesinde küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde çok önemli bir lojistik merkez olma potansiyeline sahiptir. Bunun için ulaştırma altyapısının geliştirilmesi, sınır kapılarındaki işlem sürelerinin azaltılması, geçiş belgesi sorunlarının çözülmesi, dijitalleşmenin hızlandırılması ve uluslararası taşımacılığı destekleyecek düzenlemelerin güçlendirilmesi kritik öneme sahiptir. Logitrans Lojistik olarak hedefimiz; Türk taşımacılık sektörünün uluslararası rekabet gücünü artıracak politikaların geliştirilmesine katkı sunmak ve ülkemizin lojistik üs olma vizyonunu desteklemektir. Türkiye’nin güçlü taşımacılık sektörü, değişen küresel ticaret yapısında yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de önemli bir aktör olmaya devam edecektir.
Küresel lojistik sisteminin yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel her zamankinden daha belirgin hale gelmiştir. Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, yalnızca altyapı yatırımları ile değil; aynı zamanda koordinasyon, karar alma süreçleri ve intermodal entegrasyon ile mümkün olacaktır.
Orta Koridor’un geleceği de benzer bir denkleme bağlıdır. Bu hat, fiziksel olarak varlığını ortaya koymuş olsa da gerçek kapasitesine ancak etkin bir yönetim modeli ve operasyonel uyum ile ulaşabilecektir.
Bugün gelinen noktada en kritik gerçek şudur: lojistikte rekabet artık yalnızca mesafe ile değil, yönetim kabiliyeti ile belirlenmektedir.
Bu röportajın, sektörün mevcut dinamiklerini daha net okumaya katkı sağlamasını ve özellikle yeni nesil profesyoneller için farklı bir bakış açısı sunmasını temenni ediyorum.
Proje Koordinatörü:Sevil Öge - İDHD Yönetim Kurulu Üyesi, Lojistik Komitesi Başkanı
Röportaj:Yiğit Gül - İDHD Lojistik Komitesi Türkiye Genç Lideri
Röportaj Konuğu:Cihan Sünel - Logitrans Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı